Bir Sayfa Seçin

Yazıyı okumadan önce eğer henüz yapmadıysanız bu yazıya bir kez göz atmanızı öneririm.
 

17 Temmuz 2015 17:05  Önceki makaleyi gönderdikten sonra doğrudan meditasyona odaklanmadım. Evin içinde gezindim, babamın yanına gittim. Kedileri sevdim.15 tane badem yedim. Akordiyon da çalmak istiyorum şimdi. Merkezi unutmaya ve dışarı doğru spirallenmeye doğru gittiğimi farkettim. Yine akordiyon çalacağım ama merkezimi hatırlamak için önce biraz meditasyon yapacağım.

17:50 Akordiyon çaldım. Burada paylaşmak isterdim ama oldukça amatörüm. Epey de paslanmışım. Bir gün neden olmasın. Sonlara doğru notalara ve seslere daldım.. Ama bitirdiğim anda tekrar merkezlenme haline dönmek istedim. Bu sefer derin bir meditasyona girip 2-3 saat kalacağım. Oradan sonra da günün bu son yazısını tamamlayacak bakalım neler akacak içimden.17:53.

19:27 Bir süre meditasyon yaptım. Derinleştiğime eminim çünkü vücudum epey geniş şekilde omurilik eksenli dönmeye başlamıştı. Ondan sonra uzanma ihtiyacı hissettim ve uykuya daldım. Şimdi tekrar döneyim meditasyona. 19:29.

20:04 Bir arkadaşım aradı 10 dakika kadar sohbet ettik ve geri kalan tüm sürede meditasyona devam ettim. O kadar derine inemedim bu sefer.

Bu akşam kendimi dingin hissediyorum. Enerjim yerinde. Az yemek ve suyla hiçbir sorun yaşamadan hayatımı sürdürüyorum. Dalıp giderken uyanmak başlığına karşılık olarak şunu yazacağım. Verilen çabalar birikerek seni dalsan bile kısa bir süre sonra uyandıracak hatırlatacak, arka plandan, alttan seyreden bir farkındalık devamlılığı yaratıyor. İçimdeki sessiz enerji kendisini kolay kolay unutturmuyor, o kadar süre ona odaklanma pratiği yaptıkça. Bu yüzden dalıp giderken uyanma tecrübem geçmişe göre çok daha hızlı gerçekleşiyor. Örneğin geçmişte bir dalıp saatler sonra bunun farkına varırken şimdi bir saatten daha kısa sürelerde hemen farkına varıyorum. Ve ondan sonra meditasyona dönüp dönmeme benim yapacağım bir tercih oluyor. Ben de dönmeyi tercih ediyorum bu son günlerde. Ve giderek mesafe aldığımı hissediyorum. Şimdi bir yürüyüşe çıkıp biraz spor yapacağım ve merkezlenmeyi, meditatif hali, Ruhsal Kalbe odaklanma halini devam ettirmek için emek harcayacağım. Döndüğümde de yazacak birşey kaldıysa onları da yazıp yazıyı kapatacağım. 17 Temmuz 2015 20:10

Komşu apartmandaki teyze yoğurt ve sütlaç ikram etti. Dolma da etti. Onu babam yedi ben de gönülden ikram edildiği için küçük birer kase yoğurt ve sütlaç yedim. Sahilde yürüdük ve sohbet ettik. Babam bana istek ve hayallerinden bahsetti. Benim şu anki sürecimde nasıl olacak neler yapacağız annem ve babamın yaşlılık sürecinde nasıl bir ilişkimiz olacak bilmiyorum. Onlara da bana da bağlı olacak. Ama hayata bir güven duyuyorum ve bir özgürleşme hissediyorum içimde şu an. Bir şekilde bir yerden ayakta tutulacağıma güveniyorum. Sahilde otururken, babamla konuşurken vücudum omurilik eksenim etrafında hafifçe salınıyordu. Dışarıdan fazla farkedilmiyor galiba az olunca. Ve Kök Çakrasında da enerji hissediyordum. Yani güvenle alakalı bir şeyler oluyordu, meditasyon halini devam ettirirken. Kök Çakrası güven duygusuyla alakalıdır. Babamın kurduğu birçok hayal ile tam olarak uyuşamadığımı farkettim, ama doğal bir dengeyi bulacağız, o nasıl gönlünden isterse öyle hareket etsin ben de öyle hareket edeceğim, bir yerlerde buluşacağız. Mesela şerbetçi otu yetiştirmekten iyi para kazandırdığından düzenli bir gelir olsa iyi olacağından bahsediyordu, ben de otlara kıyamadığımdan ve kesemediğimden bahsettim. Pazardan meyve alsam da ağaçlardan meyve koparmak bile istemiyorum, ondan da bahsettim. Benim de içsel çelişkilerim bitmiş değil. Ama şimdi giderek az acıkıp acaba meyve yemeyi de bırakacak mıyım? Bu giderek daha mümkün görünüyor her ne kadar inanılmaz gibi gelse de. Hayırlısı olsun herşeyin. Herşey zamanında olur, önce olmaz. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete de denebilir. 🙂

Başlıkla ilgili şunu da eklemek istiyorum, ki bu bir sonraki yazının da içeriğini belirleyecek galiba. Meditasyonu devam ettirdikçe ve Ruhsal Kalbe odaklanırken sevgi enerjisinin, bu sessiz enerjinin giderek daha fazla farkına vardıkça, vücut, veya çok boyutlu insan varlığı (zihinsel/duygusal/fiziksel bedenler) de bu enerji ile dolmaya başlıyor. Bu enerji dolarken bir yandan egodaki kalıplar bu enerjiyi boşaltmaya neden oluyorlar. Ego arındıkça, enerji boşalması da azalıyor, ve vücut saflaşmaya başlıyor. Burada beslenmenin etkisi de büyük. Örneğin yapay gıdalar, işlenmiş gıdalar, et gibi şeyler bedenin enerji tutma kapasitesini sınırlıyor, vejeteryan, vegan, fruiteryen, juicing (sıvı gıdalarla beslenme) gibi beslenme şekilleri ağırlıktan hafifliğe doğru giderken giderek daha temiz, toksinlerden arınmış ve enerji tutma kapasitesi yüksek bir bedenle sonuçlanıyor. Mesela depoladığınız cinsel enerji bedenin depolama kapasitesine yaklaştıysa, bu enerjiyi bir şekilde dışarı atma ihtiyacı ya da kullanma ihtiyacı hissedebilirsiniz, egonuzun içeriğine bağlı olarak. Veya sevgi yolunda ilerlerseniz, eğer evren sizi arındırmak istiyorsa, depoladığınız enerji ile bedeniniz arınmaya, toksinlerini boşaltmaya başlar ve daha hafif diyetlere doğru yönlendirilirsiniz. Daha hafif gıdalar çeker canınız ve ağır gıdaları bırakmak istersiniz. Bu da bedeninizi arındırır zamanla ve enerji tutma kapasiteniz artar. Bu enerji de işte, insanın uyanıklığına ayıklığına, diri bir zihne sahip olmasına, sağlıklı olmasına imkan tanıyan enerjidir. Cinsel enerji de diyebiliyorum ben buna, Prana da denebilir (Hint Uygarlığı), Mana dendiğini de duymuştum. Chi , Çin uygarlığında, Ki Japonlarda verilen isim. Bizde ne deniyor? Aşk mı Sevgi mi? Nur mu? Mevlana’nın kendini adadığı konular bu. Kalbime Nur indi, üç gün orada hissettim diyen birisini tanımıştım. Yazıyı bitirdikten sonra baktım. İslam mistisizminde bu enerjiye Baraka ismi veriliyormuş. Nur ile Baraka’nın ilişkisini öğrendiğim zaman paylaşırım.

Evet, arınmaya başladığınızda, ve cinsel enerjiniz birikmeye başladığında, egonuz da saflaşmaya başladığında, bu bahsettiğim yaşam enerjisini artık dışarı akıtmamaya veya daha seyrek akıtmaya ya da seçtiğiniz zamanlarda akıtmaya başlıyorsunuz, enerjinin dışarı akmasına neden olacak egosal kalıplardan kurtulmaya başlıyorsunuz. Bu da enerjinin sizde birikmeye başlamasına neden oluyor. İşte benim anlayabildiğim kadarıyla bu enerji biriktikçe daha az da acıkıyor insan, ve diriliği/uyanıklığı artıyor, farkındalık devamlılığı kolaylaşıyor. Bir tür yükselişe geçiyor. Bu sayede de Dalıp Giderken Buna Uyanması, bunun farkına varması kolaylaşıyor. Bunun olma kapasitesi de insanın an be an verdiği emekler ve doğal arınma süreci ile birlikte gelişiyor. Bir bakıma enerjinizin bilinçli kontrolünü ele geçirmeye başlıyorsunuz ve kapasiteniz artıyor. Bu da sanıyorum daha üst ruhsal tecrübelere ulaşabilme kabiliyetinizi arttırıyor. Ama kabiliyet değişse de en üst tecrübelere ulaşma potansiyeli her zaman herkes için mevcuttur. Sadece bulunulan seviyeye göre gidilecek yol daha uzun veya kısa olabilir. 

Size sınırlı ilmim dahilinde bakış açımı aktarmaya çalıştım. Paylaştığım tecrübelerle ve bunlara getirdiğim yorumlarla, hepimizin faydalanabileceği bilgileri oluşturmaya çalışıyorum. Ama bunlar nihai bilgiler değil, bir kademeden başka bir kademeye geçiş sırasında oluşturulan destek verici bir perspektifin parçalarıdır. Niyetim, sevgiyi paylaşmaktır sizinle ve şu an içimden böyle akıyor, beni böyle ifade ediyor evren. İyi geceler. 23:01 17 Temmuz 2015.

Bitnami